previous arrow
next arrow
Slider

Yeniler

Bana Sonunu Söyle

Bana Sonunu Söyle

Valeria Luiselli’den zamanımızın yıkıcı hakikatlerine dair kısa ve çarpıcı bir metin: Bana Sonunu Söyle. Çağdaş edebiyatın parlak kalemi Luiselli, bu kitapta Meksika’dan ABD’ye giriş yapan göçmen çocukların hakiki öyküsünü anlatıyor. Luiselli’nin mahkemede gönüllü tercümanlık yaptığı süreçte yaşadıklarına dayanan Bana Sonunu Söyle, akla hayale sığmayacak koşullarda seyahat edip ABD’ye gelen çocukların sınırda, mahkemede ve sonrasında yaşadıklarına değiniyor, göç bürokrasisini olanca tutarsızlığıyla gözler önüne seriyor. Kayıp Çocuk Arşivi romanında kurmacanın olanaklarıyla aynı konuya değinen yazar, bu defa başı, sonu ya da ortası olmayan hakikatleri yazıyor, bir yere çıkmayan yolların izini sürüyor, dosyaları karıştırıyor. Çetelerin kurşunlarından kaçıp buzhanelere sığınan çocuklardan canavar kılıklı trenlere varan hakikatler bunlar ve tarama formlarının soruları, mahkeme tutanakları ya da devlet politikaları onlardan bahsetmeyi seçmiyor.

Bana Sonunu Söyle, örülecek duvarlarla korunacağını sanan bir dünyada duvarlara çarpanların, korunmaktan uzak olanların kitabı.

Miras

Miras

Dört kardeş, iki kulübe, bir sır. Çağdaş Norveç edebiyatının en önemli seslerinden Vigdis Hjorth, Miras’ta bir aile portresinin arka planını resmediyor ve gerçeklere dayalı bir travma hikâyesi anlatıyor. Yakınlığın ve yakınların açtığı yaraların, bağların ve bağları koparmanın hikâyesi bu, tiyatro eleştirmeni Bergljot’un ailesine rağmen sağ kalma, yaşamına sahip çıkma mücadelesinin hikâyesi. Soğuk ve karanlık bir hikâye, portredeki gülümsemelerin gerisinde gizleniyor ama tüm saklı şeyler gibi eninde sonunda açığa çıkıyor.

Norveç’te büyük ses getiren ve çok satan, çok tartışılan bu roman, babanın ölümüyle başlıyor ve yaranın kökenine iniyor.

İnsan ailesini seçemez ama hikâyesini anlatmayı seçebilir.

Dürüst Yalancı

Kuzey’in en parlak yıldızı Tove Jansson’dan kendimize ve diğerlerine söylediğimiz yalanlara dair bir roman: Dürüst Yalancı. Milyonlarca okura ulaşan çocuk kitaplarıyla tüm dünyada tanınan Jansson, yetişkinler için yazdığı bu romanda iki kadının kurduğu çıkar ilişkisini ele alıyor. Kuzey’de bir sahil köyünde tarifsiz bir ayaz kol gezerken Katri Kling adlı bir kadın, feraha çıkma umuduyla bir plan yapıyor ve ormanın gerisinde bir başına oturan çocuk kitabı yazarı Anna Aemelin’in yaşamına buzda yürürcesine adım atıyor. İki kişilik bir oyun bu ve kar hiç durmadan yağarken avla avcı, kurtla tavşan birbirine karışıyor.

Jansson, doğaya ve havaya neredeyse roman kahramanları kadar etkin bir rol biçiyor ve fırtınalarla dolu insan ruhunu olduğu gibi, belirsizlikleri ve tutarsızlıklarıyla resmediyor. Ağırlığı bir türlü silinmeyen geçmişin, ilişkilerin ezici doğasının ve sanatın sunduğu tesellinin hikâyesi bu anlatılan ve içinde bir yerlerde vahşi bir hayvan, belki bir kurt geziyor.

Dürüst Yalancı Tove Jansson’un dehasını yansıtan, minimalizmin ihtişamıyla duru, naif ve sarsıcı bir roman.

“Tove Jansson’un en iyi romanlarından biri… Sürükleyici, özgün, tuhaf.” — Sheila Heti, The New Yorker

“Hakikate, yalana ve hakikat ile kandırmaya dair mükemmelen kurgulanmış bir kitap, 2011’de En İyi Çeviri Kitap Ödülü’nü (Best Translated Book Award) almış olması şaşırtıcı değil.”— Publishers Weekly

“Bu yıl (2010) okuduğum en güzel ve en doyurucu roman.” — Ursula K. Le Guin, The Guardian

Bu Bizim Havamız

Bu Bizim Havamız

Kıyamete mahkum bir dünyada nasıl yaşanır? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Jonathan Safran Foer, Bu Bizim Havamız’da gezegenimizin içinde bulunduğu krizden ve onu ortadan kaldırmak için yapabileceklerimizden bahsediyor. Bu Bizim Havamız, topluca gerçekleştirebileceğimiz bireysel bir eylem planına odaklanıyor ve bizi, çok geç olmadan, yaşadığımız yaralı dünyayı iyileştirmeye çağırıyor. Giderek ısınan gezegenin saçtığı tehditleri insan faaliyetlerinin yol açtığı onulmaz hasarın ışığında ele alan yazar, hakikatin öyküsünü kendi öyküleriyle, kendi iç hesaplaşmasıyla birleştiriyor.

Gelecekten bugüne uzanıp kendimize bir mesaj iletebilsek, uzaya gidip dünyaya bir de oradan bakabilsek, sevdiklerimizi ne zaman ve nasıl kaybedeceğimizi bilebilsek bugün neler yapar, nasıl yaşardık?

Bu Bizim Havamız, her şeye rağmen “daha yaşamak isteyen” insanlar için bir el kitabı.

piyango

Piyango ve Diğer Öyküler

Bir kadın, deli gibi o gün evleneceği adamı arıyor, okunmamış bir mektup, bir ilişkinin en dehşetli yanlarını ortaya çıkarıyor ve mavi takım elbiseli, uzunca boylu bir adam, sinsice sayfalar arasında dolaşıyor… Bu kitap, modern edebiyat tarihine geçmiş en iyi öykülerden biri olarak anılan Piyango’yu çoğunlukla kadın kahramanlara, gündelik yaşamda üzerinde pek durulmayan gerginlik ve teslimiyet anlarına odaklanan diğer Shirley Jackson öyküleriyle bir araya getiriyor.

İlk yayımlandığı The New Yorker dergisine rekor sayıda okur mektubu gelmesine yol açan, kışkırtıcı unsurları olduğu gerekçesiyle pek çok yerde yasaklanan Piyango, diğer öykülerle birleşerek Shirley Jackson’ın karamsar, karanlık ve karanlığıyla büyüleyen dünyasının, dünyamızın kapılarını aralıyor.

Yeraltı Sakinleri

Başlangıçta dostluk vardı; ortak hazların, ortak heyecanların kaynağı… Sonra edebiyat, sonra şiir, sonra sanat, sonra geceler, sonra arayış, sonra hezeyan. Hep ama hep aşk vardı, objesi olsun olmasın, oradan oraya savrulmalar, dostlardan alınan ilham, bebop tınılarının ritmi. Başında da sonunda da coşku vardı; yaşamın yakıtı, varlığın sebebi.

San Francisco’nun yeraltı sakinleri yaşamın kıyısında, tüm o cazın tam ortasındaydılar, gece ya da gündüz, daima, sokaklarda, aydınlıkta, karanlıkta ve pek tabii yatak odalarında, yaşamın özünü kavramanın peşinde… Mardou diye bir kadın vardı; sonra yalnızlık ve aşk, hayallerin inşası ve yıkımı, yaşamın sarsıcı fakat olağan döngüsü.

Edebiyatın yaşamdan beslenmesi gerektiğini savunan Kerouac, Ginsberg’den Burroughs’a nice Beat figürünün uğradığı Yeraltı Sakinleri’ni üç gün üç gecede, adeta nefes nefese yazdı, ama en baştan başlamak, hakikati salıvermek gerek şimdi… Gerçeği yanan bir ateş gibi diri, yüreğin sesini dürüst kılmak gerek.

Bu hikâye aşka ve yaşama dair, esrimelerin ya da yanılsamaların en güzeli.

Yengeç Dönencesi

“Kitap için basım onayını işte o sabah, postaneye yürürken verdik. Edebiyatta yeni bir evren doğum geliştirmiştik, Boris ve ben. Yeni İncil olacak bu kitap–Son Kitap. Söyleyecek sözü olan herkes bu kitapta söyleyecek söyleyeceğini–anonim olarak. Çağı tüketeceğiz. Bizimkinden sonra bir kitap daha yazılmayacak–bir kuşak boyunca, en azından."

Odak Yazar

1983 yılında Meksika’da dünyaya geldi. Diplomat olan babasının işi nedeniyle çocukluğu ABD, Güney Kore, Kosta Rika ve Güney Afrika gibi dünya ülkelerinde geçti. Liseyi Hindistan’da bitiren Luiselli, felsefe dalındaki lisans öğreniminin bir kısmını Meksika’da, bir kısmını ise İspanya ve Fransa’da tamamlamış, yüksek lisansına sonradan ders de verdiği Columbia Üniversitesi’nde devam etmiştir.

Ayın Kitabı %35 İndirimli!

New York’tan Meksika’ya uzanan bir yol… Ses envanterleri oluşturan belgeci ve belgeselci bir çift, çocuklarını da yanlarına alarak sınıra doğru seyahate çıkar. Kadın, sınırı geçtikten sonra başlarına ne geldiği belli olmayan iki kayıp göçmen kızın, adam ise Apaçilerin ruhlarının halen gezindiği topraklardaki yankıları kaydetmenin peşindedir. Issız motellerden izbe barlara savrularak kıtanın kalbine inen bu yol, geçmişin yitik seslerini de bugüne katacak ve yolcular için farklı rotalar çizecektir.

Bizden haber almak,

yeni çıkanları ve yayına hazırlananları ilk öğrenenlerden olmak,

etkinlik ve duyurularımızı takip etmek için bültenimize abone olun.