"Annelerimiz bize
konuşmayı öğretiyor,dünya ise susmayı."

"Annelerimiz bize
konuşmayı öğretiyor,dünya ise susmayı."

"Annelerimiz bize konuşmayı öğretiyor,
dünya ise susmayı."

previous arrow
next arrow
Slider

Yeniler

Foer Set

Jonathan Safran Foer Seti

Jonathan Safran Foer kendine özgü dili ve anlatı oyunlarıyla öne çıkan, çağımızın sıra dışı seslerinden biri… Bütün eserlerini bir araya getiren ve romanlarıyla kurmaca dışı metinlerini bir arada sunan bu set, yazarın henüz 24 yaşındayken yazdığı epik romanı Her Şey Aydınlandı’yı, görsel anlatım tekniklerini harmanlamasıyla dikkat çeken Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın‘ı, Ortadoğu’yu alt üst eden bir savaşı Amerikalı bir ailenin yıkım öyküsüyle bir arada ele alan Buradayım‘ı ve et yemenin farklı boyutlarını ele alan, et yeme edimini etik, çevresel ve toplumsal boyutlarıyla işleyen kurmaca dışı metinleri Hayvan Yemek ile Bu Bizim Havamız‘ı kapsıyor.

Dürüst Yalancı

Kuzey’in en parlak yıldızı Tove Jansson’dan kendimize ve diğerlerine söylediğimiz yalanlara dair bir roman: Dürüst Yalancı. Milyonlarca okura ulaşan çocuk kitaplarıyla tüm dünyada tanınan Jansson, yetişkinler için yazdığı bu romanda iki kadının kurduğu çıkar ilişkisini ele alıyor. Kuzey’de bir sahil köyünde tarifsiz bir ayaz kol gezerken Katri Kling adlı bir kadın, feraha çıkma umuduyla bir plan yapıyor ve ormanın gerisinde bir başına oturan çocuk kitabı yazarı Anna Aemelin’in yaşamına buzda yürürcesine adım atıyor. İki kişilik bir oyun bu ve kar hiç durmadan yağarken avla avcı, kurtla tavşan birbirine karışıyor.

Jansson, doğaya ve havaya neredeyse roman kahramanları kadar etkin bir rol biçiyor ve fırtınalarla dolu insan ruhunu olduğu gibi, belirsizlikleri ve tutarsızlıklarıyla resmediyor. Ağırlığı bir türlü silinmeyen geçmişin, ilişkilerin ezici doğasının ve sanatın sunduğu tesellinin hikâyesi bu anlatılan ve içinde bir yerlerde vahşi bir hayvan, belki bir kurt geziyor.

Dürüst Yalancı Tove Jansson’un dehasını yansıtan, minimalizmin ihtişamıyla duru, naif ve sarsıcı bir roman.

“Tove Jansson’un en iyi romanlarından biri… Sürükleyici, özgün, tuhaf.” — Sheila Heti, The New Yorker

“Hakikate, yalana ve hakikat ile kandırmaya dair mükemmelen kurgulanmış bir kitap, 2011’de En İyi Çeviri Kitap Ödülü’nü (Best Translated Book Award) almış olması şaşırtıcı değil.”— Publishers Weekly

“Bu yıl (2010) okuduğum en güzel ve en doyurucu roman.” — Ursula K. Le Guin, The Guardian

Bu Bizim Havamız

Bu Bizim Havamız

Kıyamete mahkum bir dünyada nasıl yaşanır? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Jonathan Safran Foer, Bu Bizim Havamız’da gezegenimizin içinde bulunduğu krizden ve onu ortadan kaldırmak için yapabileceklerimizden bahsediyor. Bu Bizim Havamız, topluca gerçekleştirebileceğimiz bireysel bir eylem planına odaklanıyor ve bizi, çok geç olmadan, yaşadığımız yaralı dünyayı iyileştirmeye çağırıyor. Giderek ısınan gezegenin saçtığı tehditleri insan faaliyetlerinin yol açtığı onulmaz hasarın ışığında ele alan yazar, hakikatin öyküsünü kendi öyküleriyle, kendi iç hesaplaşmasıyla birleştiriyor.

Gelecekten bugüne uzanıp kendimize bir mesaj iletebilsek, uzaya gidip dünyaya bir de oradan bakabilsek, sevdiklerimizi ne zaman ve nasıl kaybedeceğimizi bilebilsek bugün neler yapar, nasıl yaşardık?

Bu Bizim Havamız, her şeye rağmen “daha yaşamak isteyen” insanlar için bir el kitabı.

piyango

Piyango ve Diğer Öyküler

Bir kadın, deli gibi o gün evleneceği adamı arıyor, okunmamış bir mektup, bir ilişkinin en dehşetli yanlarını ortaya çıkarıyor ve mavi takım elbiseli, uzunca boylu bir adam, sinsice sayfalar arasında dolaşıyor… Bu kitap, modern edebiyat tarihine geçmiş en iyi öykülerden biri olarak anılan Piyango’yu çoğunlukla kadın kahramanlara, gündelik yaşamda üzerinde pek durulmayan gerginlik ve teslimiyet anlarına odaklanan diğer Shirley Jackson öyküleriyle bir araya getiriyor.

İlk yayımlandığı The New Yorker dergisine rekor sayıda okur mektubu gelmesine yol açan, kışkırtıcı unsurları olduğu gerekçesiyle pek çok yerde yasaklanan Piyango, diğer öykülerle birleşerek Shirley Jackson’ın karamsar, karanlık ve karanlığıyla büyüleyen dünyasının, dünyamızın kapılarını aralıyor.

Yeraltı Sakinleri

Başlangıçta dostluk vardı; ortak hazların, ortak heyecanların kaynağı… Sonra edebiyat, sonra şiir, sonra sanat, sonra geceler, sonra arayış, sonra hezeyan. Hep ama hep aşk vardı, objesi olsun olmasın, oradan oraya savrulmalar, dostlardan alınan ilham, bebop tınılarının ritmi. Başında da sonunda da coşku vardı; yaşamın yakıtı, varlığın sebebi.

San Francisco’nun yeraltı sakinleri yaşamın kıyısında, tüm o cazın tam ortasındaydılar, gece ya da gündüz, daima, sokaklarda, aydınlıkta, karanlıkta ve pek tabii yatak odalarında, yaşamın özünü kavramanın peşinde… Mardou diye bir kadın vardı; sonra yalnızlık ve aşk, hayallerin inşası ve yıkımı, yaşamın sarsıcı fakat olağan döngüsü.

Edebiyatın yaşamdan beslenmesi gerektiğini savunan Kerouac, Ginsberg’den Burroughs’a nice Beat figürünün uğradığı Yeraltı Sakinleri’ni üç gün üç gecede, adeta nefes nefese yazdı, ama en baştan başlamak, hakikati salıvermek gerek şimdi… Gerçeği yanan bir ateş gibi diri, yüreğin sesini dürüst kılmak gerek.

Bu hikâye aşka ve yaşama dair, esrimelerin ya da yanılsamaların en güzeli.

Tokyo’nun Son Çocukları

Yaşlıların sonsuza dek yaşadığı, çocukların da bir türlü serpilip büyümediği bir dünya… Ödüllü yazar Yoko Tawada, Tokyo’nun Son Çocukları’nda çağın gerçeklerinden yola çıkarak bir gelecek hayali kuruyor. Öyle bir gelecek ki bu, ağaçlar zehirli meyveler veriyor, “Yaşayalım Yeter Günü” kutlanıyor, Japonya dış dünya ile tüm bağlarını kesmek zorunda kalıyor, yetişkin ve çocuk kavramları yeniden tanımlanıyor. İnsanlar, sağ kalabildikleri her ortamda yaşayabilseler de dolu dolu yaşıyorum demek için bundan fazlası gerekiyor ve değişen dünyayla birlikte anlamlar, algılar da dönüşüyor.

Dile gösterdiği hassasiyetle öne çıkan Yoko Tawada, Tokyo’nun Son Çocukları’nda küçük Mumei ve dedesinin bir felaketin ardından yaşama devam hikâyesini anlatıyor. Çevirisiyle Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’ne layık görülen, yayımlandığı tüm dillerde beğeniyle karşılanan Tokyo’nun Son Çocukları, icatları ve özgünlüğüyle okuru kendine hayran bırakan bir yazardan distopik bir serüven ve gerçekçi çağrışımlarıyla unutulmayacak bir kitap.

“Tawada, bize bu çatışmalı dünyada insanlığın ne anlama geldiğini hatırlatmak için insanın sınırlarının ötesine uzanıyor.” – Sjón

“Benzersiz.” – The Guardian

Yengeç Dönencesi

“Kitap için basım onayını işte o sabah, postaneye yürürken verdik. Edebiyatta yeni bir evren doğum geliştirmiştik, Boris ve ben. Yeni İncil olacak bu kitap–Son Kitap. Söyleyecek sözü olan herkes bu kitapta söyleyecek söyleyeceğini–anonim olarak. Çağı tüketeceğiz. Bizimkinden sonra bir kitap daha yazılmayacak–bir kuşak boyunca, en azından."

Odak Yazar

1977 yılında dünyaya geldi. Yayımlandığı sene büyük ses getiren Her Şey Aydınlandı ile edebiyat dünyasına adım attı. Princeton Üniversitesi’nde felsefe eğitimi alan ve üniversitede danışmanı olan yazar Joyce Carol Oates’un yüreklendirmesiyle yazmaya başlayan Foer, Her Şey Aydınlandı yayımlandığında henüz 25 yaşındaydı. Bu romanla yılın en çarpıcı çıkışlarından birini yapan Foer, Granta ve New Yorker gibi edebiyat otoritelerinden tam not almakla beraber popüler yayın organları Rolling Stone ve Esquire tarafından da Yılın Adamı seçildi. Her Şey Aydınlandı, Liev Schreiber yönetmenliğinde, Gogol Bordello müzikleri eşliğinde başarılı bir prodüksiyonla sinemaya da uyarlandı ve Amerika Yahudilerinin yazınını desteklemek üzere verilen National Jewish Book Award başta olmak üzere pek çok ödüle layık görüldü. Foer’in ikinci romanı Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, 11 Eylül sonrasında New York’ta geçen bir macerayı temel almaktaydı…

Ayın Fırsatı

Jonathan Safran Foer kendine özgü dili ve anlatı oyunlarıyla öne çıkan, çağımızın sıra dışı seslerinden biri… Bütün eserlerini bir araya getiren ve romanlarıyla kurmaca dışı metinlerini bir arada sunan bu set, yazarın henüz 24 yaşındayken yazdığı epik romanı Her Şey Aydınlandı‘yı, görsel anlatım tekniklerini harmanlamasıyla dikkat çeken Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın‘ı, Ortadoğu’yu alt üst eden bir savaşı Amerikalı bir ailenin yıkım öyküsüyle bir arada ele alan Buradayım‘ı ve et yemenin farklı boyutlarını ele alan, et yeme edimini etik, çevresel ve toplumsal boyutlarıyla işleyen kurmaca dışı metinleri Hayvan Yemek ile Bu Bizim Havamız‘ı kapsıyor.

Bizden haber almak,

yeni çıkanları ve yayına hazırlananları ilk öğrenenlerden olmak,

etkinlik ve duyurularımızı takip etmek için bültenimize abone olun.