Bir Paragraf: Clichy’de Sessiz Günler ve Henry Miller.

Bir Paragraf: Clichy’de Sessiz Günler ve Henry Miller.

Orhan Veli şiirlerinden fırlamışçasına, Paris sokaklarını arşınlıyor Henry Miller ‘Clichy’de Sessiz Günler’de. Cep delik, cepken delik. Ama don da delik! Don delik derken fukaralıktan değil! En sıkı dostları ve birbirinden fettan kadınlarıyla dibine kadar bohem bir hayat onunki. -En azından bize anlattığıyla öyle biliyoruz-. Beş parasız sokaklarda yürümekten değil, havasız odalarda sevişmekten yorgun düşüyor. Paris’te bir Parisliden daha Parisli ‘takılıyor.’ İçeceği içkiyi, yatacağı güzel bir fahişeyi bulduktan sonra başka bir derdi yok Miller’ın. İki uzun öyküden oluşan kitapta yoldaşı Carl ile yaşadıklarını aktarıyor. Carl’ın yüzüne gözüne bulaştırdığı ilişkileri, Miller’ın ve dostunun ‘yazma’ tutkusunu, farklı yaşlarda ve birbirinden güzel kadınlarla yaşadıklarını anlatıyor. Zaten birçok macera da bu vesileyle yaşanıyor. Beat Kuşağı’nı müjdeleyen ve bir önceki asrın bohemlerinin devamı olan Miller aklına koyduğunu yapmakta hiç çekinmiyor. Batakhanede tanıştığı bir fahişede gördüğü şiirsel güzelliği, dostu Carl’ın ‘afet-i devran’ diye tanıttığı kadındaki basitlikleri aynı coşkuyla tasvir ediyor. Yataktan çıktığı anlarda kaleme alıyor hepsini. Yazar, kahraman, gözlemci, anlatıcı, alkolik, şehvet düşkünü ve daha birçok kimliğiyle bütün çıplaklığıyla karşımıza dikiliyor Miller! Gerçekten çırılçıplak yaşıyor ve yazıyor hayatı…

Tek Vatanı Ayakkabıları

Temmuz 5, 2013

Ümitvar Şehrinin Sakinleri

Temmuz 5, 2013