1977 yılında dünyaya geldi. Yayımlandığı sene büyük ses getiren Her Şey Aydınlandı ile edebiyat dünyasına adım attı. Princeton Üniversitesi’nde felsefe eğitimi alan ve üniversitede danışmanı olan yazar Joyce Carol Oates’un yüreklendirmesiyle yazmaya başlayan Foer, Her Şey Aydınlandı yayımlandığında henüz 25 yaşındaydı. Bu romanla yılın en çarpıcı çıkışlarından birini yapan Foer, Granta ve New Yorker gibi edebiyat otoritelerinden tam not almakla beraber popüler yayın organları Rolling Stone ve Esquire tarafından da Yılın Adamı seçildi. Her Şey Aydınlandı, Liev Schreiber yönetmenliğinde, Gogol Bordello müzikleri eşliğinde başarılı bir prodüksiyonla sinemaya da uyarlandı ve Amerika Yahudilerinin yazınını desteklemek üzere verilen National Jewish Book Award başta olmak üzere pek çok ödüle layık görüldü. Foer’in ikinci romanı Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, 11 Eylül sonrasında New York’ta geçen bir macerayı temel almaktaydı. Anlatımda çığır açan görsel yazı teknikleriyle yazılmış olan, Stephen Daldry’nin yönetmenliğinde sinemaya da uyarlanan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın’ın ardından Foer, çağdaş edebiyatın en önemli isimleriyle beraber anılmaya başlandı. Hayvan Yemek adlı kurmaca dışı metninde kendi yaşam öyküsü çerçevesinde çağdaş insanın yeme tercihlerini ve et endüstrisini inceleyen Foer, Bruno Schulz’un metni Krokodil Sokağı’nı ‘keserek’ ürettiği avangard metin Şifre Ağacı ile de dikkat çekmiştir. Sonraki romanı Buradayım’da bir ailenin dağılışını Ortadoğu’da bir depremin sonrasında çıkan büyük bir savaş ve İsrail’in yıkımı ekseninde ele alan yazar, kimlik ve varlık meselelerine eğilmekle kalmayıp aile, ilişki, hafıza, yuva ve vatan kavramlarına da sindirilmesi kolay olmayan eleştiriler getirmiştir. Romancılığı ve hikâye anlatıcılığıyla öne çıkan Jonathan Safran Foer, Bu Bizim Havamız’da iklim krizine odaklanır ve hakikatin öyküsünü anlatır. Yaşadığımız dünyanın kırılganlığını gözler önüne seren bu kitap, bir uyanış çağrısıdır.