Okuyun Tekrar Konuşalım

Çağlayan Çevik yazdı: “Okuyun, tekrar konuşalım…” Bayan Jean Brodie’nin Baharı.

Bayan Jean Brodie’nin Baharı

Acayip güzel bir roman ‘Bayan Jean Brodie’nin Baharı’. Romana ismini veren kahramanımız Bayan Brodie, gelmiş geçmiş en “tuhaf” öğretmenlerden. Ayıptır söylemesi, ne Çalıkuşu’nun Feride’si kadar idealist ne Ölü Ozanlar Derneği’nin John Keating’i kadar romantik. Onun da kendisine meftun öğrencileri var ve bu kızlar “Brodie takmımı” olarak adlandırılıyorlar. Öyle matematik, fizik problemlerini gözü kapalı çözüp ezbere Shakespeare okuyan öğrenciler değiller. Yine de bir sürü konuda engin bilgileri olan kızlar bunlar! 30’ların İgniltere’sinde kendi düzenini kurmuş popüler, popüler oldukları kadar da marjinal kızlar grubu. Ders saatlerinde Bayan Brodie kızlara “baharı”nı anlatmaktadır! Hiç küçümsemeden, Amerikan filmlerindeki “pon pon kızlar” hikâyesinin atası denebilir. Ama böylesini görmediniz daha önce. Pon pon kız esprisinin en kaliteli ve ilk örneği… Haliyle bir klasikten söz ediyoruz.
Aslına bakarsanız konusundan çok bahsettik. Okumaya başladığınızda, şimdiye kadar görüp görebileceğiniz en muktedir, en etkileyici “anlatıcı” ile karşılaşacaksınız. Sürekli hareket ediyor, anlatıcı. Ya kulağınıza fısıldıyor, ya sizi dürterek konuşuyor, ya çok uzaklardan sesleniyor, ya da bir tokat atıp size “kitap okuduğunuzu” hatırlatıyor. Hani, bazı filmlerde geçmişi hatırlayan kahramanlar hülyalı bakışlarla yukarı çevirirler ya kafalarını. Birden çocukluk yıllarındaki bir olay anlatılırken, pat diye araya birisi girer ve “aslında böyle değildi” diyerek, bunun bir sinema olduğunu hatırlatır ya, en kaba ifadeyle. İşte öyle bir anlatıcı. Muriel’den önce bunu yapabilen varsa bile, asla çıtayı onun kadar yükseğe çıkaramamışlardır kanaatindeyim. Brodie Takımı’nın kızları meşhur “bahar”ı dinlediklerinde henüz kızların ergenlik çağında olsalar da, anlatıcı birden “flashforward” ile on yıl sonrasına gidip, olayın kahramanı kızlardan birinin otel odasında yanarak öldüğünü ilan ediyor. Sonra meşhur takıma geri dönüyoruz. Bir süre sonra başka bir kızın evli barklı olup, artık ölmüş Bayan Brodie’nin mezarını ziyarete gittiğini okuyoruz. Sonra o hayran kalacağınız “anlatıcı” bir fiske vuruyor burnunuza. Kendinize geliyorsunuz, bu “kız kurusu” Jean Brodie’nin şövalye hikâyelerinden daha etkileyici “bahar”ına geri dönüyoruz. Tabii meşhur “bahar”ın başını sonunu tam olarak öğrenip öğrenemeyeceğiniz muğlak. Muriel Spark öyle bir roman yazmış ki bundan yıllar önce, bugünün anlatımını yaratmış adeta.
Çok uzattık, okuyun, tekrar konuşalım…

Madalyonun Farklı Yüzleri

Aralık 1, 2012

Sabit Fikir - liste

Aralık 1, 2012