Hızımızı Tadacaksınız

25,00  18,75 


Dünyanın dönüş hızına meydan okuyan bir kitap: Hızımızı Tadacaksınız!

Amerikan edebiyatının ‘müthiş dâhi’si Dave Eggers’dan tersine bir yol romanı. İlerledikçe gerileyen, mola verdikçe ilerleyen Hızımızı Tadacaksınız, bir haftalık bir dünya turunun eğlenceli ve karanlık öyküsünü anlatıyor. Eggers’ın sarsıcı anlatımıyla karşımıza, enlemleri hüzün, boylamları heyecanla sabit bir dünya haritası açılıyor. İki arkadaşın sahip oldukları bütün paradan kurtulmak niyetiyle çıktıkları dünya turu, şaşırtıcı dönemeçlerle Afrika’dan Estonya’ya, gelecekten geçmişe, mutlak gerçeklerden mutlandırıcı ihtimallere uzanıyor. Aklından geçenlerin hızına yetişemeyenler, dünyanın hızıyla yetinemeyenler ve ancak son sürat giderken kendini iyi hissedenlerin hüzünlü, heyecanlı ve doludizgin macerası Hızımızı Tadacaksınız, adaletsizliğiyle kanıksanmış bir coğrafyayı kendi renkleriyle boğmaya yeminli, isyankâr bir roman.

Stokta

Stok kodu: 9786055903497 Kategoriler: Etiketler: ,

Açıklama

Hızımızı Tadacaksınız

“Ne kadarlığına izin alabilirsin?” diye sordum.

“Muhtemelen bir hafta.” Geleceğini biliyordum. İzin vermezlerse işi bırakırdı Hand. Arch’ın dibinde, nehir kıyısında bir kumarhanede güvenlik şefi olarak, makul şartlarda çalışıyordu şimdi ama lisedeyken, bir süreliğine, Wisconsin’deki yüzücüler sıralamasında İki Numara olmuş ve gelecekte de böylesi zaferler yaşayacağını ummuştu. Sonraları asla o zaman çabaladığı gibi çabalamamıştı, şimdiyse iş değiştirip duruyordu; ses mühendisliği alanında biraz deneyimi vardı; biraz araba alarmları, biraz hava muhalefeti kaynaklı risk yönetimi alanında (uzun hikâye, gerçekten) biraz da marangoz olarak çalışmıştı -bir yaz beraber çalışmıştık aslında, Geneva Gölü’nde devasa, şatafatlı bir yerin sundurması- ama ona bir şeyler öğretmeyen veya herhangi bir açıdan onuruna dokunan her işi bırakırdı. Ya da bırakacağını iddia ederdi.

“Bir hafta o zaman,” dedim. “Bir hafta içinde elimizden ne geliyorsa yaparız.”

Ben Chicago’da yaşıyordum, Hand ise St. Louis’te; aslında ikimiz de Milwaukee’liydik, biraz dışından. Orada doğmuştuk, üç ay arayla; babalarımız beraber bovling oynardı eskiden; benimkinin evi terk ettiği ilk seferden, onunkinin davul çalmaya ve deri yelek giymeye başlamasından önce. Babalarımızdan söz etmezdik.

Tek yöne sınırsız uçuş vaat eden havayollarını aradık. Biletler, tek yöne uçtuğunuz müddetçe bir dünya turu atmanızı sağlıyordu. Turu tamamlamak için genellikle bir seneniz oluyordu ama bizim bunu bir hafta içinde yapmamız gerekecekti. Her biri 3.000 dolar tutuyordu; normal şartlar altında bizim gibi insanların karşılayamayacağı bir meblağdı bu ama bir yıl önce bir miktar para geçmişti elime, düşeş olmuştu biraz, hem seviniyordum hem de sürekli kafam karışıyordu. Ve artık kurtulacaktım paradan, en azından çoğundan, para saçıp savurmanın beni rahatlatacağına inanıyordum; bunu bir dünya seyahati esnasında yapmak da tam… Aslında bu iki fikri neden birleştirdiğimizi bilmiyorum. Yolu bir seferde ve bir hafta içerisinde tamamlayacağımızı düşünmüştük sadece, Chicago’dan başlayıp tercihen önce Saskatchewan’a, sonra Moğolistan’a, sonra Yemen’e, sonra Ruanda’ya, sonra Madagaskar’a -belki Ruanda ile Madagaskar yer değiştirebilirdi- sonra Sibirya’ya, sonra Grönland’a gidecek, sonra da eve dönecektik. Çocuk oyuncağıydı.

“Güzel olacak,” dedi Hand.

“Öyle,” dedim.

“Ne kadar para dağıtacaktık?”

“Galiba 38.000 dolar.”

“Biletler dahil mi?”

“Evet.”

“Yani aslında ne kadar çıkacak bizden, 32.000 dolar mı?”

“Öyle bir şey,” dedim.

“Nasıl taşıyacaksın parayı? Nakit mi?”

“Seyahat çekleriyle.”

“Peki kimlere dağıtacağız?” diye sordu.

“Henüz bilmiyorum. Vardığımızda belli olur sanırım.”

Sürekli batıya yol alırsak çok az zaman kaybedecektik. Dünyanın çevresinde rahatlıkla bir hafta içerisinde, yol boyunca belki beş yerde durarak ilerleyebilirdik – sürekli batıya giderek saat dilimleri arasında geçiş yapmak kayıp zamanı kısmen telafi edecekti. Saskatchewan’dan Moğolistan’a gideriz diye düşündük, Kuzey Kutbu’nu geçerken sadece iki veya üç saat kaybedecektik. Gezegenin dönüşüne karşı duracak, güneşin batışına direnecektik.

Seyahat programı, karar vermemiz gereken dört gün içinde sürekli değişti; ben telefon başında cep atlasımı karıştırıyordum, St. Louis’teki Hand dünya küresine bakıyordu; kocaman bir şeydi küre, plaj topu büyüklüğünde, iki kutbun arasında delice dönüyor -bir gece geç saatte toslamıştı ona ve artık düzgün değildi- ve oturma odasına resmen hükmediyordu.

Şimdi önce:

Chicago’dan Saskatchewan’a, oradan Moğolistan’a,

Moğolistan’dan Katar’a,

Katar’dan Yemen’e,

Yemen’den Madagaskar’a,

Madagaskar’dan Ruanda’ya,

Ruanda’dan San Francisco’ya, oradan Chicago’ya.

Bu hoşumuza gitmişti. Ama fazla ılımandı, aynı enleme odaklı. Düzenlemelerin ardından bir sonraki şöyle oldu:

Chicago’dan San Francisco’ya, oradan Moğolistan’a,

Moğolistan’dan Yemen’e,

Yemen’den Madagaskar’a,

Madagaskar’dan Grönland’a,

Grönland’dan Saskatchewan’a,

Saskatchewan’dan San Francisco’ya, oradan Chicago’ya.

Sıcaklık sorununu çözmüştük ancak şimdi de aksi yöne fazlaca kaymıştık. Zıtlıkları daha iyi ayarlamalıydık, ileri-geri, yukarı-aşağı ve hep batıya doğru. Üçüncü program:

Chicago’dan San Francisco’ya, oradan Mikronezya’ya,

Mikronezya’dan Moğolistan’a,

Moğolistan’dan Madagaskar’a,

Madagaskar’dan Ruanda’ya,

Ruanda’dan Grönland’a,

Grönland’dan San Francisco’ya, oradan Chicago’ya.

İşte bu dört dörtlüktü. Siyasi kumpaslar, şahane yemekler. Evlerimizde ayrı ayrı web sayfalarını tarayarak yol ücreti ve zaman çizelgeleri çıkardık.

Künye

Boyut

13,50×19,50

Sayfa Sayısı

382

Çeviren

Garo Kargıcı

Özgün Ad

You Shall Know Our Velocity

Yazar

Dave Eggers

Seri

Zamanın Ruhu