Jack Kerouac

12 Mart 1922’de, Kanada göçmeni bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Boston yakınlarındaki Lowell’da dünyaya geldi. Quebec’e özgü bir Fransızca varyasyonu olan Joual’in konuşulduğu bir aile ortamında büyüdüğünden İngilizcesinin ortaokul yıllarına değin yeterli olmadığı söylenir. Kerouac, bugün, Amerikan edebiyatının en özgün ve önemli isimlerinden biridir. Katolik olarak yetişen Kerouac, ilgi duyduğu Budizm ve diğer Doğu dinlerinin üzerindeki etkisini, Amerika’nın kazanmaya odaklı kültürel iklimine kendine has bir yaşam coşkusuyla meydan okuyan metinlerinde ortaya koymuştur. Futbol bursuyla Columbia Üniversitesi’ne giren Kerouac, geçirdiği sakatlık nedeniyle okulu ve sporu bırakmış, birkaç ay ticari gemilerde çalışıp kısa süreliğine Amerikan Deniz Kuvvetleri’nde hizmet vermiş, ancak askeri disipline uyum sağlayamadığı ve şizoid bir karakter sergilediği gerekçesiyle ordudan ihraç edilmiştir. New York yılları ve sonrasında William S. Burroughs, Allen Ginsberg, Neal Cassady, Gregory Corso, John Clellon Holmes, Gary Snyder ve daha niceleri ile yoldaşlığı, bir sanat ve edebiyat akımından öte bir yaşam biçimi ortaya koyan Beat akımının temellerini oluşturmuştur. Amerika’ya hâkim muhafazakârlığa ve kör kapitalizmin insan yaşamına dair dayatmalarına başkaldırının, esrime özlemiyle düşülen yolların, çıkılan arayışların renk ve gölgeleriyle cazın, bebop’un tesiri Kerouac’ın birer resim olarak da gördüğünü belirttiği metinlerine doğrudan yansımıştır. Kerouac, yaşamının ilerleyen yıllarında, yazar olarak kavuştuğu ünün de olumsuz etkileriyle içine kapanacak ve Beat ile özdeşleştirilen hiçbir şeyle ilgili olmadığını belirtecektir.

İlk romanı Deniz Benim Kardeşim 1942’de yazılmış, ancak 2011’e değin basılmamıştır. Sağlığında yayımlanan ilk romanı The Town and the City’dir. Yarattığı muazzam etkiyle Amerikan edebiyatına damgasını vuran ve onu efsaneleştiren Yolda, üç haftalık hemen hemen kesintisiz bir süreçte, rulo haline getirilmiş kâğıt öbeklerine daktilo ile yazılmıştır. Kerouac, spontan düzyazı adını verdiği ve caz ile bebop tınılarından esinlendiği duygusu yaratan kendine özgü anlatımıyla, “hayata öykünmektense onu aynen resmetmeyi amaçladığını” belirtir. Aşka, ölüme ve esrimeye dair olmakla birlikte, Tristessa, yazarın 1955 ve 1956 yıllarında Meksika’da geçirdiği günlere dair bir belge niteliği de taşımaktadır.

Jack Kerouac, 1969 yılında, 47 yaşındayken geçirdiği iç kanama sonucunda hayatını kaybetmiştir. Eserlerinden bazıları: On the Road (Yolda) Big Sur (Big Sur) Beat Generation (Beat Kuşağı) The Sea is My Brother (Deniz Benim Kardeşim) Satori in Paris (Paris’te Satori) The Subterraneans (Yeraltı Sakinleri) Lonesome Traveller (Yalnız Gezgin) And the Hippos Were Boiled in Their Tanks (Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar) Wake Up, Maggie Cassidy, Visions of Cody, The Vanity of Duluoz, Desolation Angels, Book of Dreams, Doctor Sax, Visions of Gerard.

Eserleri