Karanlıktaki Umut

24,00  18,00 


Yazar ve aktivist Rebecca Solnit’ten çağın karanlığında sağ kalmaya dair bir rehber, ahir zamanlar için bir klasik: Karanlıktaki Umut. Solnit, yakın geçmişin toplumsal dokusuna ve bu dokuda filizlenen, dünyanın dört bir yanındaki başkaldırı hareketlerine odaklandığı bu kitapta algının tuzaklarına eğiliyor, umuttan yola çıkarak harekete, hareketten dönüşüme uzanıyor. 2000’lerin belirleyici önem taşıyan toplumsal olaylarına geniş bir bakış atan Solnit, açıklara doğru kürek çeken birinin geriye bakması gibi geçmişe bakıyor; şirketlerin, devletlerin ya da toplumsal sistemlerin ağırlığı altında ezildiğini hissedenler için alternatif bir tarihçe çıkarıyor. Yapıp ettiklerimizin, hatta düşündüklerimizin bile olayların geniş akışında önemli olduğunu ve gücün, gerçek gücün çoğu zaman kıyıda köşede kalan bir yerden geldiğini gösteren bir tarihçe bu; yere daha sağlam basmamızı, zemini ve kendi izlerimizi tanımamızı sağlayan bir konum ve durum özeti. Direniş ve devrimin, dönüşüm ve değişimin, büyük toplumsal olayların kalbindeki bireylerin ve onları harekete geçiren gücün hikâyesini anlatan Karanlıktaki Umut, kavramların içinin boşaldığı, erdemlerin hiçe sayıldığı bir çağda bireye ve bireyin potansiyeline adanmış, gerçeklere dayalı ve gerçeklerle beslenen bir metin.

“Aktivistlerin kazandığı zaferlerin nasıl da kolayca unutulduğunu ve bu zaferlerin çoğu zaman beklenmedik biçimlerde, dolambaçlı yollardan geldiğini incelikli bir biçimde ortaya koyuyor.”

– The New Yorker

“Solnit, yaşadığımız çağın örüntüsünde bulup derlediği umutlarla karşınıza çıkıyor ve size umudun yarın için bir garanti değil, bugün hareketi sağlayacak enerjiyi ateşleyen bir fitil olduğunu anımsatıyor.”

– John Berger

Stokta

Stok kodu: 9786055903770 Kategoriler: Etiketler: , , ,

Açıklama

Karanlıktaki Umut

Neden-sonuç ilişkisi tarihin ileri doğru hareket ettiğini varsayar ama tarih bir orduya benzemez. Tarih, yanlamasına seğirten bir yengeç, kayaları aşındıran bir tatlı su damlası, yüzyıllarca birikmiş gerilimi kıran bir deprem gibidir. Bazen tek bir kişi bir harekete ilham verir ya da sözleri, bunu onyıllar sonra yapar; bazen bir avuç tutkulu insan dünyayı değiştirebilir; bazen bir kitle hareketi başlatırlar ve milyonlar da onlara katılır, bazen de bu milyonlar aynı öfkeyle veya idealle harekete geçer ve birdenbire, değişim, havanın aniden dönmesi gibi bizi gafil avlar. Bu dönüşümlerin ortak noktası, hayal gücünde, umutta başlamalarıdır. Umut etmek, kumar oynamaktır. Gelecek üzerine, arzularınız, açık yürekliliğin ve belirsizliğin kasvet ve güvenlilikten daha iyi olma olasılığı üzerine bahis oynamaktır. Umut etmek tehlikeli olsa da korkunun tam zıddıdır çünkü yaşamak risk almaktır.

Bütün bunları söylüyorum çünkü umut, heyecanla koltuğa tünemişken bu sefer şansın sizden yana olduğu hissiyle sıkıca elinizde tuttuğunuz bir piyango bileti değildir. Bunları söylüyorum çünkü umut, acil durumda kapıları kırmak için kullandığınız baltadır; çünkü umut sizi kapıdan dışarı itmelidir, çünkü geleceği bitmek bilmeyen savaş halinden, yeryüzünün hazinelerinin imhasından ve yoksullarla marjinallere eziyet edilmesinden kurtarabilmek için varınızı yoğunuzu vermeniz gerekir. Umut başka bir dünyanın mümkün olabileceği anlamına gelir, bu dünyanın vaat edildiği veya güvence altında olduğunu anlamına değil. Umut insanı eyleme çağırır; eylem umut olmadan imkânsızdır. Ernst Bloch, 1930’larda kaleme aldığı umut konulu muazzam incelemesinin girişinde şöyle diyor: “Bu duyunun emeği, kendilerini, bizzat bir parçası oldukları Oluşmakta Olana eylemli bir biçimde fırlatan insanlar ister.” Umut etmek kendini geleceğe adamaktır ve bu geleceğe adanmışlık, bugünü yaşanabilir kılar.

Her an her şey olabilir ve bu tamamıyla bizim eyleme geçip geçmememizle ilişkilidir. Tembel ve kopuk insanlar için bir piyango bileti gelmesin akla ama ilişkili, angaje olanlar için sonuçları çok önemli olan muazzam bir kumar oynanıyor. Bunu size söylememin nedeni ABD’nin bir yandan dünyada imparatorluğunu ilan edip bir yandan da yurt içinde demokrasiyi yok etme ülküsü peşinde koşarken kendini ve sözde değerlerini tahrip etmeye çok yaklaştığını, uygarlığımızın bağımlı olduğumuz doğayı -okyanusları, atmosferi, sayısız bitki, böcek ve kuş türünü- yıkıma sürüklemenin eşiğinde olduğunu fark etmemiş olmam değil. Bunları söylememin nedenleri şunlar: savaşlar çıkacak, gezegen ısınacak, türler tükenecek ama savaşların sayısı, ısınma derecesi ve nelerin sağ kalacağı bizim eyleme geçip geçmediğimize bağlı olacak. Gelecek karanlık, hem ana rahmine hem mezara özgü bir karanlık içinde.

Künye

Boyut

13,50×19,50

Sayfa Sayısı

200

Çeviren

Şeyda Öztürk

Özgün Ad

Hope in the Dark

Yazar

Rebecca Solnit

Seri

Yaşadığımız Dünya