Krizin Falına Erken Bakan Yazar

Krizin Falına Erken Bakan Yazar – Sanem Sirer (Radikal)

Paco Ahlgren, geçen yıl Türkçe’ye çevrilen ‘Ölümsüz’ adlı romanında çöken ABD ekonomisi üzerinden bir fantezi kurmuştu. Kendisi de iktisatçı olan yazar, çıkan kehanetlerini, krize dair edebi öngörülerini anlattı

20 yıl boyunca finans sektöründe çalıştınız. İşi gücü bırakıp roman yazmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında finansı bırakmış sayılmam. Romanımı yazdığım ve yayına hazırlandığım süre boyunca bir fon (hedge fund) yönetiyordum. Kitap yayınlandığı zaman kapatmak zorunda kaldım. Kitap tanıtımı için neredeyse bir yıl seyahat etmem gerekecekti, bir yandan da kendi kişisel portfolyomu yönetiyor olacaktım, hepsinin üstesinden gelebilmem mümkün değildi. Ama piyasaları yakından takip ediyorum; özellikle de şu günlerde…

‘Ölümsüz’ nasıl doğmuştu?
1992’de yazdığım bir kısa öyküden… 2000 yılının sonuydu, Teksas-Colorado arası bir araba yolculuğu yapıyordum ki hikâye birden aklıma düştü. Eve gider gitmez yazmaya başladım. Üç ay sonra 722 sayfam olmuştu.

‘Ölümsüz’de konu Amerikan ekonomisinin çöküşü. Buna bir öngörü dememiz mümkün mü? Yazdıklarınız ve gerçekleşenler arasındaki paralellikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugün olanları öngörmüş olduğumu düşünmek biraz huzursuzluk verici. Bir iktisatçı olarak global ekonominin durumu hakkında her zaman sivri fikirlere sahip oldum. Özellikle para birimi ve fiyat manipülasyonu üzerinden devlet müdahalesine karşı durdum. Eninde sonunda kötü yönetimlerin sonuçlarını hissedeceğimizden emindim, kitap da bunu dile getirmemde aracı oldu. Herkes bana neler olacağını ya da olacakların kitaptaki gibi gelişmeyi sürdürüp sürdürmeyeceğini soruyor. Açıkçası bunların cevabını bilmiyorum. 700 sayfalık bir metni kurgu olarak yazdığınızı ve içinde geçenlerin gerçek hayatta gerçekleşmeye başladığını düşünün! Bazı geceler bunları düşündükçe uykularım kaçıyor.

‘Ölümsüz’de Douglas Cole, dünyayı bolca nakit ve yeni bir para birimi yardımıyla düze çıkarıyor. Günümüz Amerikan ekonomisinin düze çıkması için ne yapılması gerek?
Uzun vadede iki kesin çözüme ihtiyaç var. Yoksa halimizin daha beter olacağına inanıyorum. Öncelikle, tüm dünyada devlet odaklı ekonomi kontrol mekanizmalarından uzaklaşmaya ve ekonomik liberalizasyona doğru bir gidiş yaşanması gerek. Devletler ekonomik anlamda yetersizler ve sistem harici kurumları güçsüz kalmaya itiyorlar. İnsanlığın ilerlemesi için bilginin yayılması ve çoğalması gerek ancak büyük, bürokratik, merkezi devlet yapıları bu ilerlemeyi geliştirecek bilgi artışını sistematik olarak engellemekte. Ayrıca birkaç güçlü kurum ve devletin belli sınırlar içinde hangi para birimlerini kullanacağımızı belirlemesi fikrini ekonomik açıdan bir felaket olarak değerlendiriyorum. Özel, birbiriyle rekabet içinde olan ve geriden sağlam değerlerle desteklenen para birimlerini engellediğimiz sürece yaşadığımız ekonomik ve finansal kriz benzeri fiyaskoların önünü açıyoruz.

Hem yazar hem de iktisatçı olarak dünyanın ekonomik geleceği adına açılacak yeni sayfada neler görüyorsunuz?
Kısa vadede geleceğimizin, pazarları, borçları ve para birimlerini ne denli sınırlayacağımıza bağlı olarak şekilleneceğini düşünüyorum. Ancak liberalleşmenin önünü açarsak ilerlemeye şahit olabiliriz. Uzun vadede nasıl seçimler yaparsak yapalım liberalleşme ve özelleşme kaçınılmaz olacaktır. Bilgi, günümüzde dünyanın bir ucundan diğer ucuna bir an içinde gidebiliyor. İnsanlar devlet aldatmacalarına, manipülasyonlarına ve düpedüz yalanlara sonsuza dek tahammül etmeyecek. Eninde sonunda emperyalizm ve devletlerin piyasalar ve bireyler üzerindeki hâkimiyeti zayıflayacak ve merkezden bağımsız, gerçek rekabetin önü açılacak. Bunun, insanlığın sosyal ve ekonomik felsefesindeki bir sonraki büyük gelişme olacağına inanıyorum; tıpkı devletler ve tebaaları arasında yapılan ilk sosyal kontratlar gibi. Yaşadığım sürece bu dönüşüme şahit olur muyum bilmiyorum ancak yükselen yaşam seviyesi, teknolojik ilerleme ve genel refah üretimi arttıkça bilgi seviyesi de yükselecektir. Böylesi bir dönüşümün sosyalizmin de sonunu tamamen getireceğini düşünüyorum ki buna da şahit olmayı çok isterim.

‘Ölümsüz’de okura ekonomik krizin ardında yatanları birer birer gösteriyorsunuz. Bugün Amerika’da yaşanan krizin gerisinde neler var? Kapitalist sistem çöküyor mu?
Bunu bilemiyorum. Genel anlamda baktığımızda Amerika’nın en büyük düşmanlarının, onun en değerli kaynağına sahip olduklarını görüyoruz: Petrol. Böyle olduğu müddetçe düşmanlarının hem Amerika’ya zarar vermek için ellerinden geleni yapacaklarını hem de petrole olan bağımlılığını sömürmemeleri imkânsız. Doların yükseliş ve düşüşü petrol fiyatlarının yükseliş ve düşüşüyle ters orantı içinde dolayısıyla. Okurlarım çoğu zaman ‘Ölümsüz’de bahsettiğim gizli örgütlerin gerçek hayattaki varlıklarına inanıp inanmadığımı soruyorlar ki, buna cevabım evet. Bu krizden böylesi örgütler sorumlu olabilir mi? O da çok olası. Yine de krizi yedi yıl öncesinden bunca kesinlikle nasıl olup da öngördüğümü ve romanıma taşıdığımı gerçekten bilemiyorum. Amerikan ekonomisini çökertmek için çalışan örgütlerin varlığına şimdi daha derinden inandığımı söyleyebilirim.

‘Ölümsüz’de ana karakter Douglas Cole, Doğu felsefesinden, özellikle Taoizm’den faydalanarak yol alıyor. Günümüzdeki kriz ortamında Doğu’nun Batı’ya bu anlamda yol gösterebileceğini düşünüyor musunuz?
Doğu felsefesinin piyasaların ve ekonominin karmaşasına her zaman ışık tutabileceğine inanıyorum. Taoizm’in bence en çekici yönlerinden biri, evren ve onu çevreleyen sıkıntıların ‘Bırakınız yapsınlar’ prensibiyle örtüşen serbestlik anlayışıyla değerlendirilmesi. Taoizm yukarıda bahsettiğim manipülasyon ve mikro-yönetim görüşlerinin tam da karşıtını savunur. Bunu belirtmek için kitapta Jefferson Stone karakterini bu değerleri savunan bir yol gösterici olarak kullandım. ‘Ölümsüz’, her şeyden öte manipülasyonun ve zorlamanın anlamsızlığını konu alıyor ve bu fikrin bire bir Taoizm’den geldiğini söyleyebilirim.

‘Ölümsüz’ün devamını ne zaman okuyacağız? Douglas bugünlerde nelerle meşgul?
Douglas elinden geleni yapıyor diyeyim. Ne zaman tamamlarım bilemiyorum, tüm vaktimi kriz karşısında yatırımlarımı yönlendirmekle harcıyorum. Bir de 10 aylık kızım var ve kalan tüm zamanımı ona ayırmak zorundayım. ‘Ölümsüz’ün büyük kısmını günlük uzun mesafe koşularım sırasında kurgulamıştım, şimdi de benzer bir yaratım sürecinin içindeyim. Blog’uma (www.ExperienceIs Everything.BlogSpot.com) düzenli olarak yazıyorum, gidişat oradan da takip edilebilir.

Türkiye’deki okurlarınıza neler söylemek istersiniz?
Türkiye’nin, özellikle İstanbul’un methini çok duydum, bir gün ziyaret etmek isterim. Türkiye zengin bir tarih ve kritik bir konuma sahip bir ülke. Türk okurların ‘Ölümsüz’e ilgisi, ülkenizde statükoya alternatif arayışları olduğu anlamına geliyor. Söyleyebileceğim yegâne şey şu: İlerleme, gelişim ve bilgiye yönelik tutkunuzu asla kaybetmeyin.

İçinde Sıkışıp Kaldığımız Hayatlar

Mayıs 5, 2012

Paralel Evren Gücü Adına!

Mayıs 5, 2012

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir